Kişisel Gelişim 4 dk okuma Bora Kılıçer
Standart Yol Herkese Uymaz: Kendi Yöntemini Kurmak
Yaygın yöntem neden bazı insanlarda işe yaramaz? Zorluk ile uyumsuzluğu ayırmak, kısıtları tasarım verisi saymak ve küçük sapmalarla kendi düzenini kurmak.
Bir hedefe ulaşmanın genellikle tek bir doğru yolu olduğu varsayılır. Bir mesleğe girmenin belirli bir sırası, bir beceriyi öğrenmenin standart bir yöntemi, verimli çalışmanın kabul görmüş bir düzeni vardır. Bu standart yollar boşuna oluşmamıştır; çoğu insan için işe yaradıkları için yerleşmişlerdir. Ancak "çoğu insan" ile "her insan" arasındaki fark, kimi zaman yıllarca süren gereksiz bir zorlanmaya mal olur. Kendine uymayan bir yöntemde ısrar eden kişi, çoğu zaman yetersiz olduğunu düşünür; oysa yalnızca yanlış kalıbı denemektedir.
Bu yazıda standart yolun ne zaman izlenmesi, ne zaman terk edilmesi gerektiğini ve kendi yöntemini kurarken nelere dikkat edileceğini ele alıyoruz.
Doğada da tek bir çözüm yoktur
Canlılar dünyasında aynı sorunun birbirinden çok farklı çözümleri bulunur. Hızlı yüzemeyen bir canlı, hıza yatırım yapmak yerine gizlenmeyi ve tutunmayı geliştirir. Buna en sık verilen örneklerden biri denizatlarıdır; denizatının alışılmadık yaşam biçimi, standart balık düzeninin dışında kalan bir stratejinin de pekâlâ işe yarayabildiğini gösterir.
Buradaki ders, farklı olmayı yüceltmek değildir. Asıl nokta şudur: bir stratejinin değeri, ne kadar yaygın olduğuyla değil, sahip olunan koşullarla ne kadar uyuştuğuyla ölçülür.
Önce standart yolu öğrenmek
Kendi yöntemini kurmanın ilk şartı, mevcut yöntemi bilmektir. Kuralı bilmeden yapılan sapmalar özgünlük değil, bilgisizliktir ve genellikle daha önce bilinen hatalara yol açar. Standart yol, biriken deneyimin özetidir; onu atlamak, aynı hataları yeniden yapmak anlamına gelir.
Bu yüzden doğru sıra şudur: önce yaygın yöntemi öğren, bir süre uygula, hangi kısmının sana uymadığını gör, sonra o kısmı değiştir. Bu sırayla yapılan değişiklikler bilinçlidir ve sonucu tahmin edilebilir.
Uymadığını nasıl anlarsınız?
Bir yöntemin size uymadığını gösteren belirtiler vardır. Aynı adımda tekrar tekrar tıkanmak, işi yaparken sürekli fazladan enerji harcamak ve sonuç alsanız bile süreçten yıpranarak çıkmak bunların başında gelir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir ayrım var: zorluk ile uyumsuzluk aynı şey değildir. Her öğrenme belirli bir zorluk içerir ve bu zorluk sürecin parçasıdır. Uyumsuzluk ise ilerlemenin olmadığı, tekrarlanan ve zamanla ağırlaşan bir zorlanmadır. İlkinde beceri artar, ikincisinde yalnızca yorgunluk artar.
Kısıtları veri olarak kullanmak
Herkesin farklı kısıtları vardır: zaman, mekân, sağlık, sorumluluklar, ekonomik koşullar. Standart yöntemler genellikle ortalama bir kısıt setine göre kurulur. Sizinki farklıysa, yöntemin de farklı olması gerekir.
Kısıtları bir dezavantaj olarak değil, tasarım verisi olarak görmek işi kolaylaştırır. Günde iki saat çalışamayan biri için "günde iki saat çalış" tavsiyesi işe yaramaz; ama günde yirmi dakika ve haftada bir uzun blok işe yarayabilir. Yöntem, kısıtın etrafından değil içinden kurulur.
Küçük sapmalarla ilerlemek
Kendi yöntemini kurmak, her şeyi baştan icat etmek değildir. Standart yolun büyük kısmı korunur, yalnızca tıkanılan bölüm değiştirilir. Bu yaklaşım hem daha güvenlidir hem de neyin işe yaradığını görmeyi kolaylaştırır.
Her seferinde tek bir şeyi değiştirmek burada da geçerli kuraldır. Aynı anda beş şeyi değiştiren kişi, sonuç iyileşse bile hangisinin katkı yaptığını bilemez ve bir sonraki tıkanmada yine karanlıkta kalır.
Başkasının yöntemini kopyalamanın sınırı
Bir alanda başarılı olan kişilerin yöntemini birebir uygulamak yaygın bir yaklaşımdır. Ancak o yöntem, o kişinin koşulları, alışkanlıkları ve önceki birikimi içinde şekillenmiştir. Aynı adımlar farklı bir zeminde aynı sonucu vermez.
Kopyalanması gereken şey adımlar değil, mantıktır. "Neden bu sırayı seçmiş, hangi sorunu çözüyor" sorusu, doğrudan taklit etmekten çok daha aktarılabilir bir bilgi verir. Mantık anlaşıldığında, kendi koşullarınıza uygun adımları kendiniz kurabilirsiniz.
Sonucu ölçmeden karar vermemek
Kendi yöntemini kuran kişinin en büyük riski, tercihini rahatlığına göre yapmasıdır. Kolay gelen yöntem her zaman etkili yöntem değildir; bazen yalnızca alışılmış olandır.
Bu yüzden değişiklikten önce ve sonra basit bir ölçüm gerekir. Süre, hata sayısı, tamamlanan iş miktarı ya da gün sonundaki yorgunluk düzeyi kullanılabilir. Ölçüm olmadan yapılan yöntem değişiklikleri, çoğu zaman ilerlemeden çok kaçınma üretir.
Çevrenin itirazını yönetmek
Yaygın olandan ayrılmak, çevreden itiraz getirir. Bu itirazın bir kısmı değerlidir; deneyimli birinin uyarısı gerçek bir riski gösterebilir. Bir kısmı ise yalnızca alışılmışın dışına çıkılmasından kaynaklanır.
Ayırt etmenin yolu, itirazın gerekçesini sormaktır. Somut bir sonuç gösteren itiraz dikkate alınır; "böyle yapılmaz" ile biten itiraz ise genellikle bir bilgi taşımaz. Bu ayrımı yapabilmek, hem gereksiz inatçılığı hem de gereksiz vazgeçmeyi önler.
Yöntemi zamanla güncellemek
Bir kez kurulan yöntem sonsuza kadar uygun kalmaz. Koşullar değişir, beceri düzeyi yükselir ve bir zamanlar iyi çalışan düzen yetersiz hale gelir. Başlangıç seviyesinde işe yarayan bir çalışma biçimi, ileri seviyede ilerlemeyi engelleyebilir.
Bu nedenle yılda bir kez yöntemin kendisini gözden geçirmek gerekir. Sorulacak soru basittir: bu düzeni neden böyle kurmuştum ve o gerekçe hâlâ geçerli mi?
Uyum, savunma değildir
Son olarak, kendi yöntemini savunmakla ona saplanmak arasındaki farkı korumak gerekir. Kendi yolunu bulmuş olmak, o yolun her koşulda en iyisi olduğu anlamına gelmez. Yeni bir bilgi geldiğinde yöntemi değiştirebilmek, onu kurabilmek kadar önemlidir.
Sonuçta amaç farklı olmak değil, işleyeni bulmaktır. Standart yol işinizi görüyorsa değiştirmek için hiçbir neden yoktur; görmüyorsa, sorunun sizde olduğunu varsaymadan önce yöntemi sorgulamak en makul adımdır.