Kişisel Gelişim 3 dk okuma Selin Ertürk Güncellendi:
Zamanı Değil Enerjiyi Planlamak: Kişisel Enerji Bütçesi
Takvimdeki boş saatler eşit görünür ama içleri eşit dolmaz. Enerji bütçesi tutmak, planın neden tutmadığını açıklar.
Günü planlarken neredeyse herkes tek bir kaynağı hesaba katar: saatleri. Takvime bakılır, boş aralıklar bulunur, işler o aralıklara yerleştirilir. Kâğıt üzerinde her şey yerli yerindedir. Ama akşam olduğunda plan tutmamıştır. Saatler doğru hesaplanmıştır; hesaba katılmayan şey, o saatleri dolduracak enerjidir.
Zaman herkes için eşit akar, enerji ise akmaz. Sabahın ilk saatindeki bir buçuk saatle akşam yorgunluğundaki bir buçuk saat aynı şey değildir. Aynı iş, birinde kırk dakikada biterken diğerinde iki saate yayılır ve sonunda yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Bu yüzden gerçekçi bir plan, zaman bütçesinin yanında bir de enerji bütçesi tutmayı gerektirir.
Enerjinin tek bir türü yoktur
Yorgunluk denince akla genellikle bedensel bitkinlik gelir. Oysa gün içinde tükenen kaynak çoğu zaman bedensel değildir. Uzun bir toplantıdan çıkan kişi kas gücünü harcamamıştır, ama kendini yürüyüş yapmış gibi yorgun hisseder. Burada tükenen şey dikkat ve karar verme kapasitesidir.
Bir de duygusal enerji vardır. Zor bir konuşma yürütmek, birinin sıkıntısını dinlemek ya da gerginlik içeren bir ortamda bulunmak, dikkat gerektiren bir işten çok daha fazla tüketebilir. Üç kaynağı ayırt etmek önemlidir; çünkü biri tükendiğinde diğerleri hâlâ kullanılabilir durumdadır. Zihinsel olarak bitmiş bir insan yürüyüşe çıkabilir, duygusal olarak yorulmuş biri tek başına yapılan mekanik bir işi rahatlıkla sürdürebilir.
Gelir ve gider kalemlerini görmek
Bütçe tutmanın ilk adımı, paranın nereye gittiğini görmektir. Enerji için de aynısı geçerlidir. Bir hafta boyunca günün üç ayrı saatinde kendine "şu an on üzerinden kaç" diye sorup bunu bir yere not etmek, tahminlerden çok daha net bir tablo çıkarır.
Bu tablo genellikle iki sürpriz barındırır. Birincisi, kişinin en verimli saatleri sandığı zaman diliminde olmadığını fark etmesidir. İkincisi, günün en büyük giderinin büyük işler değil, küçük ve tekrar eden geçişler olduğunun görülmesidir. Bir işten diğerine sürekli atlamak, tek bir zor işten daha fazla tüketir. Not tutmadan bu iki gerçeği fark etmek neredeyse imkânsızdır, çünkü hafıza günü hep genel bir yorgunluk hissiyle hatırlar.
Pahalı işleri doğru saate koymak
Enerji bütçesinin en pratik karşılığı sıralamadır. Gün içindeki en yüksek kapasiteli aralık, en çok düşünme gerektiren işe ayrılmalıdır. Bu aralık çoğu insan için sabahtır, ama herkes için değil; kendi tablosuna bakan kişi kendi saatini bulur.
Aynı mantık düşük enerjili saatler için de geçerlidir. O saatlere zor kararlar ya da yaratıcılık isteyen işler koymak, hem işi bozar hem de kişiye yetersizlik hissi verir. Oysa o aralıklar dosya düzenlemek, listeleri gözden geçirmek, rutin yazışmaları toplu hâlde bitirmek gibi düşük maliyetli işler için biçilmiş kaftandır. Gün içinde yapılacak işlerin sırasını değiştirmek, çoğu zaman daha çok çalışmaktan daha fazla fark yaratır.
Bu sıralamayı kurarken sık yapılan bir hata, en yüksek kapasiteli aralığı ısınma işlerine harcamaktır. Sabahın ilk saatinde gelen kutusunu temizlemek, günün en değerli dilimini en ucuz işe ayırmak demektir. Üstelik yazışmalar zihni başkalarının gündemine bağladığı için, sonrasında asıl işe geçmek daha da zorlaşır. Değerli aralığı korumanın en basit yolu, o aralıkta yalnızca tek bir işin açık olmasıdır.
Yenilenme de bütçenin bir parçasıdır
Bütçenin yalnızca gider tarafına bakmak eksik bir yaklaşımdır. Enerjinin geri geldiği anlar da planın içinde yer almalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, dinlenme sanılan pek çok şeyin aslında dinlendirmemesidir. Ekran başında geçirilen bir mola bedeni oturtur ama dikkati toplamaz; kişi masaya döndüğünde kendini daha az değil, daha çok yorgun hisseder.
Gerçekten yenileyen molaların ortak özelliği, tükenen kaynaktan farklı bir kaynağa geçmektir. Zihinsel yorgunluk için hareket, duygusal yorgunluk için yalnızlık ya da sakin bir uğraş, bedensel yorgunluk için sessizlik işe yarar. On dakikalık doğru bir mola, yarım saatlik yanlış bir moladan fazlasını verir.
Bütün bunların sonunda ortaya çıkan şey, kendini zorlamayı bırakmak değildir. Tam tersine, aynı çabayı doğru yere yatırmaktır. Enerji bütçesini tutmaya başlayan kişi genellikle daha az çalıştığını değil, çalıştığı saatlerin karşılığını daha fazla aldığını fark eder.